• RSS

21 Şubat 2012 Salı

Erotik Sikkeler

İlk çağdan beri ticaretle uğraşanlar genelde değiş-tokuş yöntemini benimsemiş iken, Lidya Uygarlığından biri parayı bulmuş. Bir ırmağın alüvyonunda (taşıdığı malzemesinde) doğal olarak bulunan altın - gümüş karışımı bir madenden yapmışlar bu parayı ve o zamanlarda bunlara sikke deniyorumuş. Benim burada bahsedeceğim sikkeler ise biraz edepsizler : Üzerlerinde sevişme pozisyonları var.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Sevdim, Seviyorum...

Herkesin her sene beklediği gün yavaş yavaş geliyor, hatta geldide çattı bile: Sevgililer Günü!!! Peki bu "Sevgililer Günü" nasıl ortaya çıkmış ve biz bunu nasıl günümüze kadar getirmişiz bunu biliyor muyuz? Bilenimiz vardır, bilmeyenimiz vardır. Bilmeyenler için Sevgililer Günü'nden bahsetmek istiyorum ilk önce...

Eros ve Psykhe

31 Ocak 2012 Salı

Pijamada Damping!!


Geçtiğimiz hafta sonu gazete okurken bir yazıya rastladım. Millet sokaklarda pijama ile geziyormuş. Ünlü olmayanlar da yapıyormuş amma velakin paparazzileri ile yaşayan ünlüler de yapıyormuş. Ki zaten onlar yapınca moda-trend-akım (her ne deniyorsa) oluyor.

28 Ocak 2012 Cumartesi

And The Oscar Goes To....

Film tutkunuyumdur. Tamam, kabul, son yıllarda çok fazla sinemaya gidememiş olabilirim ama bu vizyondaki filmleri takip etmediğm anlamına gelmiyor.

26 Şubat'ta gerçekleşecek gecede Oscar'a aday olan filmler, yönetmenler, aktörler, aktristler...

Bu arada töreni Billy Crystal sunacak -zaten kendisi Oscar töreninde sunuculuk yapmaya alıkşın, zira bu seneki tören ile birlikte Oscar'da dokuz kez sunuculuk yapmış olacak-.

18 Ocak 2012 Çarşamba

İnternet Yasaklısı Olmaya Devam


Bu Amerikalılar gene yeni bir gündem ile karşımıza çıktı... Bu sefer ellerinde "SOPA" vardı. Peki ama nedir bu SOPA? 

Bu SOPA denilen şey bildiğimiz sopa değil elbette. Açık olarak yazılacak olursam "Stop Online Piracy Act", yani "Çevrimiçi Korsanlığı Durdur".. Tüm dünyanın konuştuğu konu bu. Ne içeriyor bu SOPA? Kimler fayda görecek, kimler zarar edecek?

15 Temmuz 2010 Perşembe

O Zaman Tamam...

Sıcak.. Birazcık esinti yok.. Esinti olmadığı gibi her yerimi de sivrisinek ısırmış... Kafa dığıtmak için çıktım gittim sahile... Aşağıdaki tekelden de biraz şarap, yandaki bakkaldan ekşi elma, fırından da simitleri aldım, taktım koluma sahilin yolunu rota yaptım. Bizim oralar küçüktür. Çok yürümeden varırsın sahile.. İskelenin en ucuna oturdum düşme korkuma inat. Açtım şarabı, azar azar yudumladım.

9 Temmuz 2010 Cuma

Son Üç...

Çok güzel geçen üç gün. Güneşli, mutlu, dolu dolu, sıcacık... Burnumda kokusu, ellerimle elleri, kimi zaman da dudakları dudaklarımda... Son üç saate kadar geçen mutlu günler.. Şu son 3 saatse burukluğumu belli etmemeye çalışmakla geçti. Daha hasreti bitmeden bir yenisi eklendi üstüne... Her ne kadar "Gitme" dese de, her ne kadar gitmek istemesem de zorundaydım... Artık son saatlerdi, daha da dolu dolu yaşanmaya başlandı. Ellerimiz daha da kenetlenmişti, sanki bir kaç saat sonra ayrılacak olan eller onlar değilmiş gibi. Yanağının yumuşaklığını bir sonraki görüşmemize kadar unutmamak için daha da yakınlaştım, teninin sıcaklığını iyice hissedebilmek için ellerinden sımsıkı tuttum, daha sonra sımsıkı sarıldım ona..